Matemdir bugünüm, adını 12 Kasım 1999′dan alan.
Bir yaradır içimde kapanmayan.
Bir suskunluktur, konuşan onca yanıma rağmen.
Bir hayaldir, çocukluğum, gençliğim.
Bir su kadar hayattır geçmişim.
Hüzündür adını geçmişten alan sallantılarım
Yitik bahar adını verdiğim bilinmezim…
Sevdiklerim, evim, hayallerimdir gökyüzünün şöleni.
Bakmaktır semaya özlem dolu gözlerle,
yürümektir sokaklarda ıhlamur kokularına ulaşmak istercesine.
Uçup giden sözlerin ardından çocuk neşesiyle bakamamaktır matem.
Kalbin acısını gömmesiyle başlar,
toprak olana dek sürer.
Bir merhemi varsa da hep ulaşılmazdır ecza dolapları.
Bitmez gibi görünsede;
kor kor düşer bedeninin her bir yanına,
öyle kor ki acısı anlamaz olur insan!
Bir tutam küle aldanır,
ömür biter olur da
bitmez, tükenmek bilmez olur siren seslerinin acı dolu haykırışları…
“Dün gibi” başlar “bugün gibi” biter her şey.
Bir varmış geçmiş bir yok olurmuş…
Ansızın olmuş, ani olmuş gidişi,
bir ömrü hapsetmiş enkazlar arasına.
Sözsüz cümlelerle devam eden nice günlere derken
bir melankoli yürek,
dram yüklü sahnede
son selamını verirken dostlarına
binlercesini görmüş gözlerindeki tek gözyaşıyla…
Dilâ Nur Aydemir
12 Kasım 2009
(Değil 10 yıl, bir ömür geçse var olacak bir geçmişin unutulmaz anlarına…)
Tebrik ederim Dilacım,dokunaklı olmuş tıpkı depremin kendisininde dokunaklı olduğu gibi…
Teşekkür ederim hocam, Allah bir daha yaşatmasın..