gittiğini.. – III -

“seni okuyorum kendime, yazdığını varsaydığım cümlelerinle..”

..yürümek biraz da olsa kendine getirmiş olsa bile farklı bir gün geçirmişti.. dumanlar, sisler, kendisini mutlu eden kirli bir hava ve biraz sersemlik vardı üzerinde.. “böyle bir güne en çok sağanak bir yağış yakışırdı zaten” diye iç çekiyordu başladığında yağmur.. ayrıntılardan olsa gerek şemsiye kullanmayı da hiç sevmemişti kullananlardan da olabildiğince uzak tutmuştu kendini, yağmura kırmızı yakışmaz diye düşünürdü hep..

bir gariplik vardı yürüdüğü yollarda çok sonra fark etmişti ayağına bulaşan çamurları.. bir gariplik seziyordu ama bir türlü eksikliğin farkına varamıyordu, fazlalıkların farkındalığında gelgitler yaşarken, gözleri çamurlu yollarda.. üstelik gördüğü renklerde çok farklıydı.. siyah beyaz bir filmin sonradan renklendirilmesi gibiydi.. kesinlikle farklı bir gün ve farklı yollar vardı sislerin arasında..

nihayet ulaşmıştı sokağına.. kahverengi binaların arasından yürürken sesler duymaya başlamıştı yağmur ve rüzgârın dışında.. insanları duyuyordu, etrafındaki çocukları, ellerinde bilyelerle üstelik.. ne çok zaman geçmişti halbuki bilyeleri küçük avuçlarına büyük gelen çocukları görmeyeli.. biraz daha ileride tombik oynayan, hoplayan, koşan çocukları görünce çocukluğunu anımsamak kaçınılmaz olmuştu..

evine yöneldiğinde anahtarlarını aradı ceplerinde, bulamadı bir türlü.. zile baktı ve iç geçirdi yalnız yaşamanın ne kadar da zil sesinden uzak bir yaşam olduğunu düşündü.. ne yapacağını hesaplarken içeriden sesler duydu.. bir anda heyecanlandı, aklına ilk annesinin kendisine süpriz yaparak ziyaretine gelmiş olabileceği geldi.. zile bastı uzun uzun ama zilin çalmadığını fark etti.. annesinin sesi artıyordu.. yine kızmış olmalıydı bir şeylere ki kendi kendine söyleniyordu içeride en iyisi kapıyı çalmaktı tam eliyle tıklatacaktı ki kapı açıldı.. elinde turuncu saçları, mavi gözleri olan oyuncak bir bebekle küçük bir kız çocuğu vardı karşısında, arkasından süzülen ışığın arasında kaşlarını çatmış bakıyordu.. uzun zamandır bir çocukla konuşmamış, bir çocuğun gözlerine bakmamıştı.. karşısında duran çocuğa ne diyeceğini bilemedi bir yandan da annesine kızıyordu kendisine haber vermeden eve misafir getirdiği için.. tebessümlü bir hâl aldı yüzü biraz sempatik gözükmekten zarar gelmez diye düşünüp merhaba demeye niyetlendi yine de korkutmuştu küçük kızı, engelleyememişti arkasını dönüp içeri koşmasını.. tutmak istemişti ama dokunamamıştı.. bir hışımla annesinin yanına gitti ve;

-anne neden….

birdenbire sustu.. kalbi hızlı, çok hızlı atıyordu.. bembeyaz kesilmişti yüzü, nasıl olur, nasıl böyle bir şey mümkün olabilir bir türlü kavrayamıyordu.. nasıl burada olabilirdi.. bir rüya olmalı diye düşündü.. bu bir rüya olmalı diye ısrar etti kendisine.. inandırmak istiyordu, inanmak istiyordu buna zira inanabileceği başka hiçbir şey yoktu karşısında annesi bu kadar gençken.. birdenbire..

“avuçlarımın içinde çizili olan masalı yaşıyorum..”

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s