Van’a dair..

devekuşlarını andıran bir ruh halim var Van depremi oldu olalı.. televizyonu saçma sapan dizilerin olduğu saatlerde açmaya özen gösteriyorum, internette araştırmam gereken ne varsa araştırıyorum sırf gazetelere elim gitmesin diye.. facebook kendinden geçenlerle dolu, twitter desen herkes akıl hocası, siyasetçi, kendini bilmez haller.. depremden olabildiğince uzak durma çabasındayım.. olmuyor çünkü.. bunu iki kere dolu dolu yaşayan bir bünye boş boş bakıyor hepsine sadece.. korkularının üzerine git derler ya sıkıyorsa git enkazların içine tekrar tekrar diye çığlık atasım geliyor..

maalesef suçlanacak hiçkimse yok.. olan olduktan sonra ona buna laf atmak boş konuşmaktan farksız.. canı yanıyor insanların, bedenleri buz gibi olsa da.. evsiz kaldılar bu soğukta üstelik yanlarına alabilecek battaniyeleri bile yok.. bu nedemek acaba laf sölemek için konuşanların kaçta kaçı anlayabiliyor? onlar haketti demek nasıl bir insanlık dışı harekettir aklım almıyor bir türlü.. ufacık çocuklar, tayini çıkmış öğretmenler neyi haketti, bu memleketin iğrençliğinde böyle ucuz ölümleri kim nasıl hakedebilir.. bu cümleyi kurmayı hakedebilecek sözde insanlığı nasıl bir adalet sağlayabilir sıfatsızlara..

13 yıldır hiçbir zihniyet değişmedi bu ülkede.. enkazdan çıkartıldığım gün duyduğum cümleler ile bugün enkazda olanlara söylenenler arasında hiçbir fark yok.. biri ülkenin batısı biri ülkenin doğusu farkeder mi? 15 yaşındaydım enkazda kaldığımda, hayata dair işleyebileceğim sevap-günah oranına baksan bile o yaşta bir insan için bile böyle bir terazinin hesabını tutan sıfatsız insanlara “onlar depremi haketti”  cümlesini kurdurabilen bir adaleti sorguluyoruz.. gerçi ben bunları sorgulamayı bırakalı çok oldu ama yeni başlayanlar için sadece üzgünüm.. sonuca varamayacaklarını şimdiden görmek bile içler acısı..

bunu diyen insanların kılına bile zarar gelmemiş olması hak adalet sorgulaması için de kaçınılmaz bir taraf ama öyle bir duygudur ki havale edersin işte, sadece.. çünkü o içindeki tarifi mümkün olmayan boşluğu yalnız senin yaşadıklarını yaşayanların anlayacağını bilirsin.. çünkü bu cümleyi kurabilecek tiniyetteki insanlar kaybetmenin ne demek olduğunu şımarık duygulardan ibaret zannederler.. dost eline uzanmanı engelleyen duvarlara lanet okumayı bilmezler.. sesini duyuyorum, buradayım demenin çaresizliğini bilmez hiçbiri.. ellerinin, saçlarının arasında bedenine karışmış evinin tozlarında gözyaşlarının kanamasını hissedemezler.. 1dakika içinde başını sokabileceğin bir evinin, omzunu yaslayabileceğin bir dostunun, sarılabileceğin bir ailenin olmayışının insanı tüm dünyadan nasıl fırlatıp atan bir duygu olduğunu bilmezler.. ne gariptir ki allah düşmanıma bile bunu yaşatmasın bir daha diye dua etmişimdir hep.. yanlış mı dua ediyorum acaba? bunu düzeltmem lazım en kısa zamanda..

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s